Bize ulaşın
1. Giriş: Küresel Ticaretin Kritik Damarı ve Hukuki Riskler
1.1. Hava Kargonun Stratejik Önemi
Hava kargo taşımacılığı, modern küresel tedarik zincirlerinin en kritik damarlarından birini oluşturmaktadır. Özellikle yüksek değerli, bozulabilir veya zaman açısından kritik malların (ilaçlar, teknolojik bileşenler, acil yedek parçalar) hızla ve güvenle bir noktadan diğerine ulaştırılması söz konusu olduğunda, hava yolu vazgeçilmezdir. Bu taşımacılık türünün hızı, ticari operasyonların kesintisizliğini sağlarken, beraberinde karmaşık hukuki riskleri de getirir. Taşıma sırasında meydana gelebilecek kayıp (zıya), hasar veya gecikmeler, göndericiler ve alıcılar için ciddi mali kayıplara yol açabilir. Bu nedenle, uluslararası ticaret yapan tüm aktörlerin, taşıyıcının bu durumlardaki hukuki sorumluluğunu net bir şekilde anlaması gerekmektedir.
⚠️ Somut olaya göre uzman bir görüşü almadan hareket etmemenizi tavsiye ederiz.
💬 Uzman Görüşü Almak İçin Tıklayın1.2. Taşıyıcının Sorumluluğu İlkesi
Hava taşıma sözleşmesi çerçevesinde taşıyıcının temel borcu, yükü sağlam, eksiksiz ve taahhüt edilen veya makul sürede varma yerine ulaştırmaktır. Bu borcun ihlali, hasar, kayıp veya gecikme şeklinde ortaya çıktığında, taşıyıcı tazminat sorumluluğu altına girer. Bu sorumluluğun hukuki temeli, Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine değil, uluslararası taşımaların doğası gereği öncelikle Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalara dayanır.1 Bu makale, İstanbul merkezli ticari aktörler için, bu uluslararası anlaşmaların Türkiye’deki uygulama esaslarını, özellikle de
Hava Kargo Taşıyıcısı Sorumluluğu sınırlarını incelemektedir.
1.3. Makalenin Yol Haritası
Bu uzmanlık raporu, öncelikle uluslararası hava kargo uyuşmazlıklarında uygulanacak temel hukuki kaynakları (Montreal ve Varşova Konvansiyonları) karşılaştırmalı olarak ele alacaktır. Ardından, taşıyıcının mali sorumluluk limitlerini (Özel Çekme Hakları – SDR) ve bu limitlerin nasıl aşılabileceğini detaylandıracaktır. Son olarak, hak arama sürecinin kritik adımları olan ihbar ve dava açma süreleri ile görevli/yetkili mahkemeler (İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri odaklı) ve güncel Yargıtay içtihatları çerçevesinde pratik çözüm yolları sunulacaktır.
2. Hava Kargo Taşımacılığında Uygulanacak Hukuki Çerçeve
2.1. Hukuk Kaynaklarının Hiyerarşisi (Lex Specialis İlkesi)
Uluslararası hava taşımacılığında hukuki ihtilafların çözümünde uygulanacak mevzuatın doğru belirlenmesi, davanın başarısı için hayati öneme sahiptir. Türk Hukuku, uluslararası taşımalarda, TTK hükümlerine göre uluslararası anlaşmalara öncelik veren bir hiyerarşi kabul etmiştir.
Bu hiyerarşi aşağıdaki şekilde sıralanır:
- Uluslararası Anlaşmalar: Hava yoluyla yapılan uluslararası taşımalarda, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri öncelikle uygulanır. Türkiye, 2011 yılında yürürlüğe giren Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme’ye (Montreal Konvansiyonu – MK) taraftır.2 Bu nedenle, uluslararası hava kargo uyuşmazlıklarının büyük çoğunluğunda MK hükümleri temel dayanak teşkil eder.
- Sivil Havacılık Kanunu (SHK) ve TTK: Yurt içi hava taşımalarında ise sırasıyla SHK hükümleri, eğer SHK’da hüküm yoksa uluslararası anlaşmalar (eski tarihli Varşova Konvansiyonu (VK) benzeri hükümler içerir) ve bunlarda da hüküm bulunmadığı hallerde Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uygulanır.1 TTK hükümleri, genel olarak kara taşımacılığı hükümlerini içerir ancak hava taşımacılığında özel hükümlerin yetersiz kaldığı alanlarda devreye girer.3
Bu durum, hukuki analiz yapılırken öncelikle taşımanın uluslararası niteliğinin (MK veya VK kapsamında olup olmadığının) kesinleştirilmesini gerektirir.
2.2. Montreal Konvansiyonu (MK) ve Varşova Konvansiyonu (VK) Karşılaştırması
1929 tarihli Varşova Konvansiyonu (VK), hava taşıyıcısının sorumluluğunu düzenleyen ilk kapsamlı uluslararası sözleşmedir. Ancak zamanla gelişen ticari ihtiyaçlar ve artan enflasyon karşısında yetersiz kalmıştır. 1999 yılında kabul edilen Montreal Konvansiyonu (MK), VK’nın modernizasyonu ve revizyonu amacıyla hazırlanmıştır.4
MK’nın temel üstünlükleri şunlardır:
- Daha Yüksek Tazminat Limitleri: MK, VK’ya göre daha yüksek tazminat limitleri ve modern lojistik süreçlere uyumlu hükümler getirerek kargo sahiplerine daha geniş kapsamlı hukuki güvence sağlar.4
- Geniş Uygulama Alanı: 889/2002 sayılı Konsey Tüzüğü uyarınca, MK hükümleri sadece uluslararası taşımalarda değil, Avrupa Birliği içindeki tüm havayolu taşımalarında da uygulanmaktadır.5
- Tek Tip Hukuk: MK, küresel ticareti kolaylaştırmak amacıyla, taşıyıcı sorumluluğunu dünya çapında tek tip kurallara bağlamayı hedeflemiştir.
Günümüzde uluslararası kargo taşımacılığı uyuşmazlıklarında esas alınması gereken temel metin, Türkiye’nin de taraf olduğu Montreal Konvansiyonu’dur.
2.3. Hukuki Açıdan Yük (Kargo) Tanımı
Hava kargo taşımacılığı hukukunda “Yük” kavramı geniş bir yelpazeyi kapsar. Yük, ticari ya da kişisel anlamda maddi değere sahip olup, taşınabilir nitelikteki her türlü malı ifade etmektedir. Ticari malların yanı sıra, kişisel eşyalar, özel izinle taşınan hayvanlar ve hatta tabut içerisindeki cesetler bile belirli istisnalar hariç olmak üzere yük olarak kabul edilir.6
Taşıyıcının yükle ilgili sorumluluğu, göndericinin malı taşıyıcıya teslim etmesiyle başlar ve varış yerinde alıcıya teslim edilene kadar devam eder.6 Taşıma sözleşmesinin varlığı ve içeriği, TTK m.856 uyarınca düzenlenen Taşıma Senedi (Hava Yolu Senedi) ile ispat edilir. İki tarafça imzalanan taşıma senedi, sözleşmenin yapıldığına ve eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığına dair güçlü bir ispat gücüne sahiptir.3
3. Taşıyıcının Sorumluluğunun Kapsamı ve Sınırlamaları
3.1. Sorumluluğun Doğumu: Zıya, Hasar ve Gecikme
Taşıyıcının sorumluluğu, yükün üç temel zarar türünden biriyle karşılaşması durumunda ortaya çıkar:
- Zıya (Kayıp) veya Hasar: Taşıyıcı, yükün tahrip olması (hasar) ya da kaybolması (zıya) durumunda uğranılan zarardan sorumludur. Bu sorumluluğun doğabilmesi için, zarara neden olan olayın hava aracı içinde ya da kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğu altında bulunduğu bir esnada meydana gelmiş olması gerekir.7
- Gecikme: Yükün makul bir sürede teslim edilememesi de tazminat sorumluluğunu doğurur. Gecikme nedeniyle ortaya çıkan zarar, sadece ticari kayıplarla sınırlı kalmayabilir. Yargıtay, gecikme nedeniyle yaşanan “elem ve ızdırap” gibi kişisel hak ihlalleri sebebiyle manevi tazminata hükmedilebileceğini göstermiştir (yolcu bagajı örneği üzerinden).8 Bu, kargo gecikmelerinin ticari operasyonlarda yol açtığı itibar kaybı veya üretim aksamaları gibi ciddi sonuçların hukuki olarak tazmin edilebileceği anlamına gelir.
3.2. Sınırlı Sorumluluk İlkesi ve SDR Sistemi
Hava taşıma hukukunun uluslararası niteliğinden kaynaklanan en belirgin koruma, taşıyıcının sorumluluğunun mali olarak sınırlandırılmasıdır (Limited Liability).4 Bu sınırlandırma, uyuşmazlıkların hızlı çözülmesini ve havayolu şirketlerinin risk yönetimini kolaylaştırmayı amaçlar.
Mali Limitler (Montreal Konvansiyonu Kargo): Montreal Konvansiyonu, yük (kargo) taşımacılığında taşıyıcının kayıp veya hasar durumundaki sorumluluğunu kilogram başına 17 Özel Çekme Hakkı (SDR) ile sınırlamıştır.1
Özel Çekme Hakları (SDR): SDR (Special Drawing Rights), Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından oluşturulan ve günlük olarak belirlenen bir değer birimidir. SDR, farklı ulusal para birimlerinin (USD, Euro, Yen, Sterlin vb.) bir sepeti üzerine kuruludur, bu da uluslararası tazminat limitlerinin kur dalgalanmalarına karşı nispeten standardize kalmasını sağlar.
Taşıyıcının sorumluluk limitleri, zarar türüne ve özel beyan yapılıp yapılmadığına göre değişmektedir:
Table 1: Hava Kargo Taşıyıcısının Sorumluluk Limitleri (Montreal Konvansiyonu Kargo)
| Zarar Türü | Sorumluluk Limiti | Açıklama/İstisna |
| Yük (Kargo) Kayıp/Hasar | Kilogram başına 17 SDR | Gönderici daha yüksek değer beyan eder ve ek ücret öderse, sorumluluk beyan edilen değere kadar yükselir.1 |
| Yük Gecikmesi | Tazminat miktarı yükün değerine göre belirlenir, ancak gecikmeden doğan zarar, taşıma ücreti ile sınırlıdır (Kargo için özel limit bulunmaz, genel 17 SDR/kg limitine tabidir). | Gecikme kaynaklı kayıp, zararın ispatını gerektirir.1 |
| Taşıyıcının Ağır Kusuru/Kastı | Limit Uygulanmaz (Sınırsız Sorumluluk) | Zararın kasıtlı veya pervasız hareketten kaynaklandığı ispatlanmalıdır.7 |
3.3. Hukuki Strateji: SDR’nin Türk Lirasına Çevrimi
Taşıyıcının mali sorumluluğu SDR cinsinden belirlenmiş olsa da, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde açılan davalarda tazminatın Türk Lirası (TL) karşılığı ödenmesi gerekir. Ülkedeki kur oynaklığı dikkate alındığında, SDR’nin hangi tarihteki TL karşılığının esas alınacağı, tazminatın miktarını doğrudan etkileyen kritik bir hukuki meseledir.
Güncel Yargıtay içtihatları bu konuda önemli bir yol haritası sunmaktadır. Yargıtay, eğer davacı tazminat talebini SDR karşılığı Türk Lirası üzerinden kısmi dava olarak açmış ve daha sonra miktar artırımı (ıslah) yoluna gitmişse, ıslah edilen miktar için ıslah tarihindeki döviz kurunun esas alınması gerektiğine hükmetmiştir.9
Bu hüküm, müvekkiller için proaktif bir dava stratejisi imkanı sunar: Kur riskini yönetmek ve tazminat miktarını maksimize etmek amacıyla, ilk etapta düşük bir meblağ üzerinden kısmi dava açılabilir, ardından kurun yüksek olduğu bir zamanda ıslah hakkı kullanılarak talep güncel kur üzerinden belirlenebilir. Bu, kur farkından kaynaklanan hak kayıplarını engelleme potansiyeli taşır.9
3.4. Yüksek Değer Beyanı İle Sınırlılığın Aşılması
Kilogram başına 17 SDR limiti, özellikle mikroçip, mücevher veya yüksek değerli sanatsal eserler gibi malların gerçek değerini çoğu zaman karşılamaz. Göndericilerin bu sınırlılıktan korunması için Montreal Konvansiyonu pratik bir çözüm sunar: teslim menfaatinin özel beyanı.
Gönderici, malı taşıyıcıya teslim ederken kargonun varış yerindeki teslim menfaatinin değerini beyan edebilir ve buna karşılık ilave taşıma ücreti (ek navlun) ödeyebilir.1 Bu beyan yapıldığı takdirde, kilogram başına 17 SDR standardı uygulanmaz; taşıyıcının sorumluluğu, alıcının varıştaki gerçek faydası aşılmadığı sürece, beyan edilen miktarla sınırlı olur.5 Yüksek değerli kargo göndericileri için bu prosedür, potansiyel dava süreçlerinde tam tazminat alma ihtimalini ciddi ölçüde artırdığı için temel bir risk yönetimi aracıdır.
4. Sorumluluğu Ortadan Kaldıran veya Sınırsız Hale Getiren Haller
4.1. Taşıyıcının Sorumluluktan Kurtulması
Taşıyıcı, kusursuz sorumluluk ilkesine tabi olsa da, belirli koşullar altında sorumluluktan kurtulabilir veya sorumluluğu hafifletilebilir. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için, zararın meydana gelmesinde gerekli tüm tedbirlerin alındığını veya bu zararı engellemenin mutlak surette imkânsız olduğunu ispat etmesi gerekir.5 Ayrıca, zararın kargonun doğal niteliğinden, taşımanın kendine özgü risklerinden, kusurlu ambalajdan veya mücbir sebeplerden kaynaklandığını kanıtlaması da mümkündür.
4.2. Müterafik Kusur
Zararın, taşıyıcıdan bağımsız olarak zarar gören kişinin (gönderici veya alıcının) ihmali, dikkatsizliği veya kusurunun katkısıyla doğduğu kanıtlanırsa (müterafik kusur), taşıyıcı sorumluluktan kısmen veya tamamen kurtulabilir.5 Örneğin, göndericinin taşıma senedindeki beyanlarında eksik veya hatalı bilgi vermesi veya kargonun hassasiyetine uygun olmayan bir ambalaj kullanması müterafik kusur teşkil edebilir.
4.3. Sınırsız Sorumluluk: Kast ve Pervasız Davranış
Montreal Konvansiyonu, taşıyıcının mali sınırlandırmasının (17 SDR/kg) uygulanamayacağı tek ve en önemli istisnayı düzenler. Sözleşmenin 22. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, eğer zarar, taşıyıcının, taşıyıcının adamlarının veya temsilcilerinin zarar vermek kastıyla veya zararın oluşmasının kuvvetle muhtemel olduğunun bilinciyle pervasız bir şekilde gerçekleştirilen icrai veya ihmali bir hareketinden kaynaklandığı ispat edilirse, sınırlı sorumluluk hükümleri uygulanmaz.7
Bu durum, teoride tam tazminat yolunu açsa da, uygulamada göndericiler veya alıcılar için ispatlanması oldukça zor bir durumdur. Zira, kargonun basitçe kaybolması veya hasar görmesi pervasız davranış anlamına gelmez. Davacının, taşıyıcının (veya çalışanının) zararın ortaya çıkacağını bilmesine rağmen kasıtlı olarak bir risk aldığını veya güvenlik prosedürlerini ağır ve bilinçli bir şekilde ihlal ettiğini kanıtlaması gerekir. Bu tür davalar, genellikle kapsamlı kurumsal soruşturmalar, uzman görüşleri ve detaylı delil sunumunu gerektirir.7
5. Tazminat Süreci ve Hukuki İşlemler: Adım Adım Rehber
Hava kargo tazminat davalarında hak kaybı yaşamamak için, uluslararası mevzuat tarafından belirlenen usul kurallarına ve sürelere riayet etmek zorunludur. Bu süreler genellikle hak düşürücü nitelikte olup, kaçırılmaları durumunda tazminat talep etme hakkı ortadan kalkar.
5.1. Hasar ve Gecikme İhbar Yükümlülüğü (Hak Düşürücü Süreler)
Montreal Konvansiyonu, hasar veya gecikme durumlarında taşıyıcıya derhal şikayette bulunulmasını şart koşar (MK m. 31/f.2 ve 4).2 Bu süreler, taşımacılık hukukundaki en katı kurallardan olup, hak düşürücü sürelerdir.2
| Tablo 2: Uluslararası Hava Kargo Taşımacılığında Kritik Süreler (Montreal Konvansiyonu) |
| Zarar Türü |
| Hasar (Kısmi Zıya) |
| Gecikme |
| Tam Zıya (Kayıp) |
- Kargo Hasarı veya Kısmi Zıya: Alıcı, hasarın fark edilmesinden sonra derhal, ancak en geç kargonun teslim alındığı tarihten itibaren 14 gün içerisinde taşıyıcıya yazılı şikayette bulunmalıdır.1
- Kargo Gecikmesi: Şikayet, kargonun alıcının kullanımına verilmiş olması gereken tarihten itibaren en geç 21 gün içerisinde yapılmalıdır.1
Eğer bu süreler içerisinde şikayette bulunulmazsa, taşıyıcının kötü niyeti ispat edilmediği sürece, taşıyıcı aleyhinde dava açılamaz.2
5.2. Tazminat Davası Açma Süresi (Hak Düşürücü Süre)
İhbar süresine ek olarak, tazminat talep etme hakkı, dava açma süresine tabidir. Montreal Konvansiyonu (MK m. 35) ve Sivil Havacılık Kanunu (SHK m. 131), dava açma süresini kesin olarak sınırlandırmıştır. Sorumluluğa ilişkin dava, hava aracının varma yerine geldiği veya gelmesi gerektiği tarihten veya taşımanın durduğu tarihten itibaren hesaplanan iki yıllık süre içinde açılmazsa, tazminat talep hakkı düşer.2 Bu iki yıllık süre, Türk hukukunda kesin bir hak düşürücü süre olarak kabul edilmektedir ve mahkemenin bu sürenin hesaplanma yöntemini kendi hukukuna göre belirleyeceği kabul edilmektedir.10
5.3. Görevli ve Yetkili Mahkeme (İstanbul Odaklı Uygulama)
Hava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat uyuşmazlıkları, kural olarak, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girer. İstanbul’daki 16. Asliye Ticaret Mahkemesi gibi örnekler, bu tür davaların ticari mahkemelerde görüldüğünü göstermektedir.11
Montreal Konvansiyonu (MK m. 33), davacıya uluslararası taşımacılık uyuşmazlıklarında yetkili mahkemeyi seçme hakkı sunar:
- Taşıyıcının ikametgahının veya esas iş merkezinin bulunduğu yer.13
- Taşıma sözleşmesinin yapıldığı iş yerinin bulunduğu yer.13
- Varış yeri (Varma Yeri).13
İstanbul Odaklı Çıkarım: İstanbul, Türkiye’nin uluslararası ticaret ve lojistik merkezi olması sebebiyle, birçok büyük havayolu şirketinin (örneğin THY 6) esas iş merkezine ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, İstanbul Havalimanı, yurt dışından gelen kargolar için Türkiye’deki ana varış yeridir. Bu yetki kuralları sayesinde, İstanbul’da faaliyet gösteren ticari müvekkillerin kargo uyuşmazlıklarına ilişkin davaları genellikle merkezi konumda bulunan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılabilir.11 Bu durum, hukuki süreçlerin etkin yönetimi açısından büyük bir avantaj sağlar.
5.4. Pratik Vaka Analizi ve Yargıtay Yaklaşımı
Uluslararası hava kargo davalarındaki Yargıtay içtihatları, uygulamada karşılaşılan zorluklara ışık tutmaktadır:
Vaka Analizi 1: Kayıp Durumunda İspat Yükümlülüğü
Uluslararası bir taşımada kargonun varış yerinde alıcıya teslim edilemediği bir durumda, taşıyıcının sorumluluktan kurtulması için teslim olgusunu kesin olarak kanıtlaması gerekir. Mahkemeler, havayolu şirketinin kargonun teslim edildiğine dair sunduğu ekran görüntüsü gibi tek başına delilleri, teslim olgusunu ispata yeterli bulmamaktadır.7 Taşıyıcının teslimi kanıtlayamaması, kargonun zıyaına (kaybına) neden olduğunu ve dolayısıyla tazminat sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini gösterir.
Vaka Analizi 2: SDR/TL Çevriminde İslah Stratejisi
SDR bazında açılan davalarda, davacı vekilinin kısmi dava açarken seçimlik hakkını TL üzerinden kullanması ve daha sonra, kur artışlarının yaşandığı bir tarihte miktar artırımına (ıslah) gitmesi hukuki bir manevra olarak kabul edilmiştir. Yargıtay, bu durumda ıslah edilen miktar için ıslah tarihindeki döviz kurunun esas alınması gerektiğini teyit etmiştir.9 Bu emsal karar, kur riskini müvekkil aleyhine değil, lehine yönetmek için kritik bir stratejik öneme sahiptir.
6. Sonuç ve Uzmanlığımız Vurgusu
Hava kargo taşımacılığından kaynaklanan hasar, kayıp veya gecikme uyuşmazlıkları, uluslararası ticaretin en karmaşık hukuki alanlarından birini teşkil eder. Başarılı bir hukuki süreç, yalnızca zararın miktarının doğru hesaplanmasını değil, aynı zamanda Montreal Konvansiyonu’nun öngördüğü 14 veya 21 günlük ihbar süreleri gibi kısa hak düşürücü sürelerin titizlikle takip edilmesini gerektirir. Standart 17 SDR/kg sınırlı sorumluluk prensibinden tam tazminata geçiş, ya yüksek değer beyanı ya da taşıyıcının ağır kusurunun zorlu ispatı ile mümkündür.
Özellikle İstanbul merkezli iş dünyası için, uluslararası hukuki yetki kurallarının bilinmesi ve Asliye Ticaret Mahkemelerindeki uygulama dinamiklerine hakim olunması, kargo kayıplarından doğan ticari zararların minimize edilmesi açısından kritik bir zorunluluktur. Uluslararası sözleşmelerin ve Yargıtay’ın SDR/TL çevrimine dair stratejik içtihatlarının detaylı bilgisi, müvekkillerin haklarını korumada en büyük güvenceyi sağlar.
Daha fazla bilgi almak, kargo kaybı veya hasarı ile ilgili hukuki danışmanlık hizmeti almak ve yasal süreçlerinizi etkin bir şekilde yönetmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
S1: Taşıyıcı, kargonun hasarından ne zaman sorumlu tutulmaz?
Taşıyıcı, zararın kargonun kendi doğal yapısından, kusurlu ambalajından veya göndericinin ihmali/dikkatsizliği (müterafik kusur) gibi durumlardan kaynaklandığını ispat edebilirse sorumluluktan kurtulabilir.5 Ayrıca, hasar durumunda 14 günlük veya gecikme durumunda 21 günlük ihbar süresinin kaçırılması, taşıyıcının kötü niyeti ispat edilmedikçe, sorumluluğu ortadan kaldırır.2
S2: Taşıyıcının sınırlı sorumluluğunu (17 SDR/kg) aşmak mümkün müdür?
Evet, sorumluluk limitini aşmanın iki temel yolu bulunmaktadır. Birincisi ve en pratik olanı, taşıma sözleşmesi sırasında göndericinin kargonun gerçek değerini (özel fayda beyanı) taşıyıcıya yazılı olarak bildirmesi ve buna karşılık ek taşıma ücreti ödemesidir.1 İkincisi ise, zararın taşıyıcının veya çalışanlarının kasten veya zararın doğacağını bilerek pervasız davranışından kaynaklandığını kanıtlamaktır.7
S3: Hava kargo tazminat davası açmak için hangi süreye dikkat etmeliyim?
Tazminat davası açma hakkınız, hava aracının varış yerine geldiği veya gelmesi gereken tarihten itibaren başlayan iki yıllık kesin bir hak düşürücü süreye tabidir.2 Bu iki yıllık süreden önce ise, hasar veya gecikmeyi taşıyıcıya bildirmeniz gereken sırasıyla 14 veya 21 günlük (ihbar) sürelere kesinlikle uymanız gerekir. İhbar süresi, dava açma süresinden önce gelen zorunlu bir adımdır.2
Anahtar Kelime Etiketleri (Tags)
Hava Kargo Taşıyıcısı Sorumluluğu, Montreal Konvansiyonu Tazminat, SDR Limiti, Hava Kargo Hasar İhbarı, Asliye Ticaret Mahkemesi.
