Gizli Sözleşmelerle Yasak Aşk: Evlilik Sözleşmeleri ve Aldatmaya Karşı Ekstra Koruma Maddeleri

Günümüzde evliliklerin mali, sosyal ve hukuki boyutları giderek daha karmaşık hale gelirken, aldatma konusunun evlilik sözleşmelerinde ele alınması, dikkat çeken bir konu haline gelmiştir. Evlilik sözleşmeleri, çiftlerin evlilik sırasında ve sonrasında mali haklarını, sorumluluklarını ve paylaşım koşullarını düzenleyen resmi anlaşmalardır. Ancak, bu sözleşmeler aldatma gibi evlilik birliğine zarar veren durumlarda tarafların maddi ve manevi haklarını koruma amacıyla özel maddeler içerebilir.

Bu makalede, aldatmaya karşı evlilik sözleşmelerinde yer alabilecek koruyucu maddeleri hukuki çerçevede inceleyerek, olası sonuçlarını ve yargının konuya yaklaşımını ele alacağız.

1. Evlilik Sözleşmesinde Aldatma Maddesi Ekleme: Mümkün mü?

Evlilik sözleşmeleri, Medeni Kanun’un 202. maddesi kapsamında eşlerin mal rejimi belirlemesine imkan tanır. Ancak, aldatma gibi özel nedenlerle tazminat ve ek koruma maddeleri eklenmesi, esasen Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Türk Medeni Kanunu (TMK) kapsamında değerlendirilir.

TMK 185. madde, eşlerin sadakat yükümlülüğünü öngörmektedir. Bu yükümlülüğe aykırı hareket edildiğinde, yani eşlerden biri diğerini aldatma yoluna gittiğinde, sadakat yükümlülüğünün ihlali nedeniyle boşanma davası açılabilir ve boşanma ile birlikte maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulabilir. Evlilik sözleşmesine, aldatma durumunda uygulanacak tazminat miktarını veya aldatılan eşin haklarını güvence altına alacak özel bir madde eklenmesi de mümkün olmakla birlikte, bu tür maddelerin mahkemelerce geçerliliği ve uygulanabilirliği tartışmalı olabilir.

2. Türk Borçlar Kanunu ve Ahlaka Aykırılık İlkesi

Evlilik sözleşmelerine eklenen bazı maddeler, TBK’nın 27. maddesi uyarınca “ahlaka aykırı” olarak değerlendirildiği takdirde geçersiz kabul edilebilir. Örneğin, aldatma halinde belirli bir miktarda tazminat ödenmesini öngören bir madde, mahkemece kamu düzenine veya ahlaka aykırı olarak değerlendirilebileceğinden geçersiz sayılabilir. Bu durumda, yargının takdir yetkisi devreye girer ve hakimin mevcut durumu değerlendirerek sonuca varması beklenir.

Emsal Karar: Yargıtay, bazı davalarda, aldatma gerekçesiyle tazminat talep edilen durumlarda, belirli şartlarda evlilik sözleşmelerini incelemiş ve ahlaka aykırılık gerekçesiyle bu tür maddelerin geçersiz olduğuna karar vermiştir. Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/10986 Esas sayılı kararında, “ahlaka aykırı tazminat talebi” olarak değerlendirilen bir madde geçersiz sayılmıştır.

3. Aldatma Durumunda Tazminat Talebi

Aldatmanın, evlilik sözleşmesi dışında Türk Medeni Kanunu çerçevesinde de tazminat talebine konu olabileceği unutulmamalıdır. TMK 174. madde uyarınca, boşanma sebebiyle “kişilik hakları zedelenen” taraf, diğer eşten maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Bu durumda, aldatılan eşin kişilik haklarının ihlal edildiği kabul edilirse, mahkeme tarafından uygun bir tazminata hükmedilebilir.

Evlilik sözleşmesine dayalı bir aldatma maddesi bulunmasa bile, TMK 174’e dayalı olarak açılacak bir boşanma davasında, hakim tazminat miktarını olayın koşullarına göre belirleyecektir.

4. Aldatma Halinde Mal Paylaşımı ve Nafaka Talepleri

Evlilik sözleşmelerinde, tarafların evlilik sona erdiğinde mal paylaşımı ile ilgili hükümler de yer alabilir. Ancak, mal paylaşımı sözleşmeleri yapılırken aldatmaya özel maddeler eklemek, hukuki olarak tartışmalıdır. Evlilik birliğinde sadakat yükümlülüğüne aykırı davranılması durumunda nafaka talepleri de gündeme gelebilir.

Emsal Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/23022 Esas sayılı kararında, aldatma nedeniyle talep edilen nafaka miktarı değerlendirilmiş ve eşlerin sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi, nafaka miktarını etkileyebilecek bir faktör olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla, aldatma durumunda nafaka taleplerinin miktarı da boşanma davasında artırılabilir.

5. Evlilik Sözleşmesinde Aldatma Maddesi Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Aldatmaya karşı ekstra koruma sağlamak amacıyla evlilik sözleşmesine madde eklerken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır:

  • Açık ve Net Tanımlamalar: Aldatma kavramının net bir şekilde tanımlanması önemlidir. Aldatma sadece fiziksel bir ilişkiyi mi kapsar, yoksa duygusal bağları da içerecek midir? Bu konunun sözleşmede açıklığa kavuşturulması, daha sonra çıkabilecek hukuki sorunları önleyebilir.
  • Tazminat Miktarı Belirleme: Tazminat miktarı açıkça belirtilmeli ve hukuka uygun olarak belirlenmelidir. Ahlaka aykırı olarak değerlendirilebilecek çok yüksek tazminat taleplerinden kaçınılmalıdır.
  • Hukuki Danışmanlık Almak: Evlilik sözleşmesine aldatmaya karşı koruma maddesi eklerken, bir hukukçuya danışmak gereklidir. Profesyonel bir hukuki destek almak, sözleşmenin geçerli ve uygulanabilir olmasını sağlar.

Sonuç: Evlilik Sözleşmeleri ile Evlilik Birliğini Koruma

Evlilik sözleşmeleri, çiftlerin mali haklarını korumanın ötesinde, sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesi durumunda tarafların haklarını korumak için bir araç olarak kullanılabilir. Ancak, aldatma gibi hassas bir konuda hazırlanacak koruyucu maddeler hukuken dikkatli bir şekilde ele alınmalı ve ahlaka aykırılık ilkesine özen gösterilmelidir.

Evlilik birliğinde aldatmaya karşı koruyucu tedbirlerin alınması, hem yasal bir güvence hem de tarafların hak ve menfaatlerini gözeten bir düzenleme olarak değerlendirilebilir. Ancak bu düzenlemelerin yasal geçerliliği için uzman bir hukukçu ile çalışmak, çiftlerin hem evlilik sürecinde hem de sonrasında olası anlaşmazlıkları önlemesine yardımcı olacaktır.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sitemizden ayrıldığınızı görüyoruz.
Eğer sizi aydınlatacak yeterli bilgiye erişim sağlayamadıysanız, danışmanlık hizmeti için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyiniz.

WhatsApp İle İletişime Geçin