Dava açarken zamanaşımı kurbanı olmamak için..Zamanaşımı nedir? Süreler ve Hak Kaybını Önüne Geçme

Hukuki Bilgilendirme

Somut olaya göre uzman bir görüş almadan hareket etmemenizi tavsiye ederiz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır; genel nitelikli bilgiler sizin olayınıza doğrudan uygulanamaz.

Uzman Görüşü Alın

İçindekiler

Zamanaşımı Nedir? Hakların Zamanaşımı, Süreler ve Hak Kaybını Önleme Rehberi

Son güncelleme: Ağustos 2026 · Bu yazı, zamanaşımı serimizin ana rehberidir. Alan bazlı ayrıntılı yazılarımıza metin içindeki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.

Hukuk bürolarında en sık duyulan cümlelerden biri şudur: “Hakkım nasılsa bende, param olunca davayı açarım.” Bu cümle, her yıl binlerce kişinin alacağını, tazminatını, kıdem tazminatını ya da miras hakkını kaybetmesinin en yaygın sebebidir. Çünkü hukukumuzda haklar sonsuza kadar dava edilebilir durumda kalmaz; kanunun belirlediği süre dolduğunda, hakkınız kağıt üzerinde var olmaya devam etse bile onu mahkeme eliyle elde etme imkânınız fiilen ortadan kalkar. Bu duruma zamanaşımı denir.

Bu rehberde zamanaşımının ne olduğunu, hangi alacak ve dava türünde hangi sürelerin geçerli olduğunu, sürelerin nasıl durduğunu ve kesildiğini, en kritik ayrım olan hak düşürücü süre farkını ve — belki de en önemlisi — maddi imkânsızlık nedeniyle dava açmayı ertelemenin neden gerekmediğini adım adım anlatıyoruz.

Zamanaşımı Nedir?

Zamanaşımı, en yalın tanımıyla, bir alacağın veya hakkın kanunda öngörülen süre içinde talep edilmemesi hâlinde, borçluya artık ödemekten kaçınma imkânı veren hukuki bir müessesedir. Dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 146 ve devamı maddeleridir.

Burada çok önemli bir nüans var: Zamanaşımı, hakkınızı ortadan kaldırmaz. Süre dolduğunda borç hukuken var olmaya devam eder; ancak “eksik borç” hâline gelir. Bunun pratik anlamı şudur:

  • Borçlu dilerse borcunu yine de ödeyebilir ve bu ödeme geçerli bir ödemedir. Zamanaşımına uğramış borcu ödeyen kişi, sonradan “süre dolmuştu” diyerek parasını geri isteyemez (TBK m. 78).
  • Ancak borçlu ödemek istemezse ve mahkemede zamanaşımı def’ini (savunmasını) ileri sürerse, mahkeme alacağınız ne kadar haklı olursa olsun davanızı reddeder.

Yani zamanaşımı, hakkın kendisini değil, o hakkın devlet gücüyle (dava ve icra yoluyla) elde edilebilirliğini öldürür. Bir hakkın dava edilebilirliğini kaybetmesi, günlük hayattaki karşılığı itibarıyla çoğu zaman hakkın kendisini kaybetmekle aynı sonucu doğurur.

Zamanaşımı ile Hak Düşürücü Süre Arasındaki Fark

Halk arasında ikisi de “dava süresi doldu” diye ifade edilse de, zamanaşımı ile hak düşürücü süre birbirinden çok farklı iki kavramdır ve bu farkın pratik sonuçları büyüktür:

 ZamanaşımıHak Düşürücü Süre
Hakka etkisiHak sona ermez; dava edilebilirlik zayıflar (eksik borç).Hakkın kendisi tamamen ortadan kalkar.
Hâkim kendiliğinden dikkate alır mı?Hayır. Borçlu bir savunma (def’i) olarak ileri sürmezse hâkim yok sayar.Evet. Kimse ileri sürmese bile hâkim re’sen (kendiliğinden) gözetir.
Durma / kesilmeMümkündür (aşağıda ayrıntılı anlatıyoruz).Kural olarak durmaz ve kesilmez; süre dolduysa dolmuştur.
ÖrnekAlacak davaları, tazminat davaları, işçilik alacakları.İşe iade başvuru süresi, mirasın reddi (3 ay), idari dava açma süresi (60 gün), boşanmada affa dayalı süreler.

Bu ayrımın en tehlikeli tarafı şudur: Hak düşürücü sürelerde “süreyi durdurmak” diye bir şansınız neredeyse hiç yoktur. Örneğin işe iade için arabulucuya başvuru süresi olan 1 ayı kaçıran işçi, gerekçesi ne olursa olsun bu hakkını kural olarak tamamen kaybeder. Bu nedenle elinizdeki sürenin zamanaşımı mı yoksa hak düşürücü süre mi olduğunu bilmek, strateji açısından hayati önemdedir.

Bir karışıklığı da giderelim: Tapu ve mülkiyet konularında duyulan “kazandırıcı zamanaşımı” (olağan 10 yıl / olağanüstü 20 yıl) bambaşka bir kurumdur; bir hakkın kaybedilmesini değil, uzun süreli zilyetlik yoluyla kazanılmasını düzenler. Ayrıca mülkiyet hakkının kendisi zamanaşımına uğramaz; tapulu taşınmazınız 40 yıl ilgilenmeseniz de sizindir.

Zamanaşımı Ne Zaman İşlemeye Başlar?

Kural: Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla, yani alacaklının borcun ifasını talep edebilir hâle geldiği anda işlemeye başlar (TBK m. 149). Pratik karşılıkları şöyledir:

  • Vadeye bağlı borçlarda süre, vade gününden itibaren işler.
  • Faturalı / sözleşmesel alacaklarda ödeme günü geldiği anda süre başlar.
  • Haksız fiillerde (trafik kazası, yaralama, mala zarar verme vb.) süre, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren işler; her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren üst sınır süresi vardır.
  • Dönemsel edimlerde (kira, nafaka gibi) her dönem alacağı için ayrı süre işler.

Dikkat: “Ben süreyi bilmiyordum” savunması geçerli değildir. Kanunları bilmemek mazeret sayılmaz ve mahkeme, süreyi kaçıranın iyi niyetine bakmaz.

Genel Zamanaşımı Süreleri: 10 Yıl ve 5 Yıl Kuralı

Genel kural: 10 yıl (TBK m. 146)

Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Sözleşmeden doğan alacakların büyük kısmı — satış bedeli, eser sözleşmesi alacakları, ödünç (borç para) alacakları, banka kredisi ve kredi kartı borçları — bu kapsamdadır.

Beş yıllık zamanaşımı (TBK m. 147)

Şu alacaklar için 5 yıllık zamanaşımı geçerlidir:

  • Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler,
  • Otel, motel, pansiyon konaklama bedelleri ile lokanta yeme-içme bedelleri,
  • Küçük sanat işlerinden ve perakende satışlardan doğan alacaklar,
  • Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki alacaklar,
  • Vekâlet, komisyon ve acentelik sözleşmesinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar,
  • Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.

Haksız fiillerde: 2 yıl / 10 yıl (TBK m. 72)

Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Kritik bir avantaj: Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa (örneğin taksirle yaralama, kasten yaralama, dolandırıcılık), ceza hukukundaki uzamış (ceza) zamanaşımı süresi uygulanır. Bu, özellikle trafik kazalarında sürenin 2 yıldan 8 yıla ve ölümlü kazalarda 15 yıla kadar uzaması anlamına gelebilir.

Sebepsiz zenginleşmede: 2 yıl / 10 yıl (TBK m. 82)

Yanlışlıkla yapılan ödemenin iadesi gibi sebepsiz zenginleşmeden doğan istemler, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl içinde ileri sürülmelidir.

Alanlara Göre Zamanaşımı ve Dava Süreleri

Aşağıda, uygulamada en sık karşılaşılan alanlardaki süreleri özetliyoruz. Her başlık, serimizin devamında ayrıntılı bir rehber yazısıyla derinleştirilecektir.

İşçilik alacaklarında zamanaşımı

Ücret, fazla mesai, yıllık izin ücreti gibi işçilik alacakları 5 yıllık zamanaşımına tabidir. 25 Ekim 2017 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeyle (7036 sayılı Kanun), kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve kötüniyet tazminatı da — bu tarihten sonra sona eren iş sözleşmeleri bakımından — 10 yıl yerine 5 yıllık zamanaşımına bağlanmıştır. “Kıdem tazminatında nasıl olsa 10 yılım var” bilgisi artık büyük ölçüde tarihe karışmıştır; bu yanılgıyla bekleyen çok sayıda işçi hak kaybına uğramaktadır.

İşe iade ise bambaşka bir rejimdedir: Feshin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulması, anlaşmama hâlinde son tutanaktan itibaren 2 hafta içinde dava açılması gerekir. Bu süreler zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir; kaçırılırsa telafisi yoktur.

Trafik kazası ve tazminat davalarında zamanaşımı

Trafik kazalarından doğan tazminat talepleri, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren 10 yıl içinde ileri sürülmelidir (KTK m. 109). Ancak kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa uzamış ceza zamanaşımı devreye girer: yaralanmalı kazalarda süre genellikle 8 yıla, ölümlü kazalarda 15 yıla kadar uzar. Sigorta şirketine başvuru ve dava stratejisi bu sürelere göre kurulmalıdır.

Çek, bono (senet) ve kambiyo alacaklarında zamanaşımı

Kıymetli evrak süreleri kısadır ve acımasızdır:

  • Bonoda (senette): Keşideciye karşı vade tarihinden itibaren 3 yıl; hamilin cirantalara başvurusu protestodan/ibrazdan itibaren 1 yıl; ödeyen cirantanın diğer cirantalara başvurusu 6 ay.
  • Çekte: İbraz süresinin bitiminden itibaren 3 yıl (TTK m. 814).

Kambiyo vasfı kaybedildiğinde temel ilişkiye veya sebepsiz zenginleşmeye dayanmak gerekir ki bu, hem ispat yükünü hem de masrafı artırır. Elinde çeki-senedi olup “nasılsa alacağım belgeli” diye bekleyenler, en hızlı hak kaybedenler grubudur.

Kredi kartı ve banka borçlarında zamanaşımı

Kredi kartı ve tüketici kredisi borçları sözleşmesel alacak olduğundan kural olarak 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir. Süre borcun muaccel olmasından (hesabın kat edilmesinden) itibaren işler. Banka icra takibi başlattıysa her takip işlemi süreyi keser; takipsiz bırakılan dosyalarda ise zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Borçlular yönünden bu, itiraz imkânı demektir; alacaklılar yönünden ise dosyayı uyutmamak gerektiği anlamına gelir.

Kira alacaklarında zamanaşımı

Ödenmeyen kira bedelleri 5 yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 147/1). Her ayın kirası için süre ayrı ayrı işler: 2020 yılının kirasını 2026’da istediğinizde, sadece son 5 yıl içindeki aylar için talepte bulunabilirsiniz. Depozito iadesi ve tazminat talepleri ise genel hükümlere tabidir. Tahliye davalarındaki süreler (örneğin ihtiyaç nedeniyle tahliyede 1 aylık dava süresi) çoğunlukla hak düşürücü niteliktedir.

Tüketici uyuşmazlıklarında zamanaşımı

Ayıplı maldan doğan sorumlulukta süre, malın teslim tarihinden itibaren 2 yıl; konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda 5 yıldır (TKHK m. 12). Ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse satıcı bu sürelere sığınamaz. Ayıplı hizmetlerde süre kural olarak hizmetin ifasından itibaren 2 yıldır.

Miras hukukunda süreler

Miras alanı, zamanaşımı ile hak düşürücü sürelerin iç içe geçtiği ve en çok hak kaybı yaşanan alanlardandır:

  • Mirasın reddi (reddi miras): Ölümün (veya mirasçılığın) öğrenilmesinden itibaren 3 ay — hak düşürücü süredir.
  • Tenkis davası: Saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl, her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer kazandırmalarda mirasın açılmasından itibaren 10 yıl (TMK m. 571).
  • Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) davası: Yerleşik Yargıtay içtihadına göre herhangi bir süreye tabi değildir; yıllar sonra dahi açılabilir. Bu, kuralın önemli ve az bilinen bir istisnasıdır.

Ceza hukukunda süreler

Ceza hukukunda iki ayrı zamanaşımı vardır: dava zamanaşımı (suçun üzerinden belirli süre geçince kamu davası açılamaz/düşer; suçun ağırlığına göre 8 ila 30 yıl, TCK m. 66) ve ceza zamanaşımı (kesinleşen ceza belirli süre infaz edilmezse infaz edilemez, TCK m. 68). Mağdurlar için en kritik süre ise şudur: şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi, faili ve fiili öğrenmekten itibaren 6 aydır (TCK m. 73) ve hak düşürücü niteliktedir.

İdare ve vergi hukukunda süreler

Devlete karşı dava açacaklar için süreler çarpıcı biçimde kısadır: İdari işlemin iptali için dava açma süresi kural olarak idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde 30 gündür (İYUK m. 7) ve hak düşürücü niteliktedir. İdarenin eylemlerinden doğan tazminat (tam yargı) davalarında ise eylemin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl, her hâlde 5 yıl içinde idareye başvurmak gerekir (İYUK m. 13). Kamu alacaklarında (vergi, ceza, prim) tahsil zamanaşımı 5 yıldır (6183 sayılı Kanun m. 102); vergiyi doğuran olayı izleyen yıldan itibaren 5 yıl içinde tarh edilmeyen vergi de zamanaşımına uğrar (VUK m. 114).

İcra takipleri ve mahkeme kararlarında (ilamlarda) zamanaşımı

Kazandığınız dava da sonsuza kadar infaz edilebilir değildir: Mahkeme ilamları, kural olarak karar tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK m. 39). Elinizde kesinleşmiş karar varken icra takibini sürüncemede bırakmak dahi hak kaybettirebilir.

Özet Tablo: Hangi Alacakta Hangi Süre?

Alacak / Dava TürüSüreDayanak
Genel (sözleşmesel) alacaklar10 yılTBK m. 146
Kira, faiz, ücret gibi dönemsel edimler5 yılTBK m. 147
Haksız fiil tazminatı2 yıl / her hâlde 10 yıl (suçta uzamış süre)TBK m. 72
Sebepsiz zenginleşme2 yıl / her hâlde 10 yılTBK m. 82
İşçilik alacakları (ücret, fazla mesai, izin)5 yıl4857 s.K. m. 32
Kıdem / ihbar tazminatı (25.10.2017 sonrası fesihler)5 yıl4857 s.K. Ek m. 3
İşe iade — arabulucuya başvuru1 ay (hak düşürücü)4857 s.K. m. 20
Trafik kazası tazminatı2 yıl / 10 yıl (suçta 8-15 yıl)KTK m. 109
Bono (senet) — keşideciye karşı3 yılTTK m. 749
Çekİbraz süresinden itibaren 3 yılTTK m. 814
Kredi kartı / banka kredisi borcu10 yılTBK m. 146
Ayıplı mal (tüketici)2 yıl (konutta 5 yıl)TKHK m. 12
Mirasın reddi3 ay (hak düşürücü)TMK m. 606
Tenkis davası1 yıl / 10 yılTMK m. 571
Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet6 ay (hak düşürücü)TCK m. 73
İdari işlemin iptali davası60 gün / vergide 30 gün (hak düşürücü)İYUK m. 7
Mahkeme ilamının icrası10 yılİİK m. 39

Tablo genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayın özellikleri (sürenin başlangıcı, durma-kesilme sebepleri, uzamış zamanaşımı) sonucu tamamen değiştirebilir.

Zamanaşımının Durması ve Kesilmesi: Süre Dolmadan Yapılabilecekler

Süreniz işlemeye başladıysa her şey bitmiş değildir. Kanun, iki ayrı mekanizma öngörür:

Zamanaşımının durması (TBK m. 153)

Belirli ilişkiler devam ettiği sürece zamanaşımı işlemez; durur ve engel ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder. Başlıca hâller: velayet süresince çocukların ana-babalarından olan alacakları, evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları, hizmet ilişkisi süresince ev hizmetlilerinin işverenden olan alacakları ve alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülmesinin mümkün olmadığı hâller.

Zamanaşımının kesilmesi (TBK m. 154)

Kesilme daha güçlü bir etkidir: Kesilme anından itibaren süre sıfırlanır ve yeniden işlemeye başlar (TBK m. 156). Zamanaşımını kesen başlıca hâller:

  • Borçlunun borcu ikrar etmesi: Kısmi ödeme yapması, faiz ödemesi, rehin veya kefil vermesi gibi davranışlar borcun kabulü sayılır ve süreyi keser.
  • Alacaklının dava açması veya def’i yoluyla alacağını ileri sürmesi,
  • İcra takibi başlatılması veya iflas masasına başvurulması.

Önemli bir incelik: Borç bir senetle ikrar edilmiş veya mahkeme kararıyla sabit olmuşsa, yeni süre — önceki süre daha kısa olsa bile — daima 10 yıldır (TBK m. 156/2).

Yaygın ve pahalı bir yanılgıyı düzeltelim: Noterden ihtarname çekmek zamanaşımını kesmez. İhtarname borçluyu temerrüde düşürmek ve delil oluşturmak için değerlidir; ama süreyi durdurduğunu ya da kestiğini sananlar, ihtarnameye güvenip beklerken haklarını kaybetmektedir. Süreyi kesmenin güvenli yolları dava açmak veya icra takibi başlatmaktır.

Arabuluculuğun etkisi

Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen süre, zamanaşımı hesabında dikkate alınmaz; bu dönemde hak düşürücü süreler de işlemez (6325 sayılı Kanun m. 16). Dava şartı arabuluculuğun zorunlu olduğu iş ve ticari uyuşmazlıklarda bu koruma otomatik devreye girer.

Zamanaşımı Mahkemede Nasıl İleri Sürülür? (Def’i)

Bu bölüm daha çok borçlular ve davalılar içindir, ama alacaklıların da rakibin elindeki silahı tanıması gerekir:

  • Zamanaşımı bir def’idir; hâkim kendiliğinden dikkate almaz. Davalı ileri sürmezse, süresi dolmuş bir alacak için dahi mahkeme davayı kabul edebilir.
  • Def’in, kural olarak cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı savunması, karşı tarafın açık muvafakati yoksa ancak ıslah yoluyla davaya sokulabilir.
  • Zamanaşımından önceden feragat geçersizdir (TBK m. 160): Sözleşmeye “borçlu zamanaşımı savunmasından peşinen vazgeçmiştir” yazmak sizi korumaz. Süre dolduktan sonra ise borçlu bu savunmadan vazgeçebilir.
  • İstisnaen, borçlunun alacaklıyı dava açmaktan alıkoyan hileli davranışları varsa, zamanaşımı def’inin ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırı bulunarak reddedilebilir; ancak buna güvenerek strateji kurulmaz.

“Param Olunca Dava Açarım” Yanılgısı: Beklemenin Gerçek Maliyeti

Bu rehberi yazma sebebimiz olan noktaya geldik. Dava açmayı maddi gerekçelerle ertelemek, çoğu zaman şu zincirleme kayıplara yol açar:

  • Süre kaybı: Yukarıda gördüğünüz gibi bazı süreler 2 hafta, 1 ay, 3 ay gibi düşündüğünüzden çok daha kısadır ve bir kısmı hak düşürücüdür — telafisi yoktur.
  • Delil kaybı: Tanıklar taşınır, unutur, vefat eder; kamera kayıtları silinir; işyeri kayıtları imha edilir. Hakkınız zamanaşımına uğramasa bile ispat edilemez hâle gelir.
  • Borçlunun erimesi: Beklediğiniz her yıl, borçlunun malvarlığını kaçırması, şirketini kapatması veya ödeme gücünü yitirmesi için bir fırsattır. Kazanılmış ama tahsil edilemeyen ilam, çerçeveletilecek bir kağıttan ibarettir.

Oysa maddi imkânsızlık, hukuk sistemimizde karşılıksız bırakılmış bir sorun değildir:

Adli yardım: Devletin masrafları üstlenmesi

Dava harç ve giderlerini karşılama gücü olmayanlar, adli yardım talep edebilir (HMK m. 334 vd.). Talep kabul edilirse harçlardan ve yargılama giderlerinden geçici muafiyet sağlanır, gerekirse teminattan muaf tutulursunuz. Başvuru, davanın açılacağı mahkemeye basit bir dilekçe ve fakirlik belgesi (muhtarlıktan veya e-Devlet üzerinden alınabilecek gelir/malvarlığı belgeleri) ile yapılır.

Baroların adli yardım büroları: Ücretsiz avukat

Avukatlık ücretini karşılayamayanlar, bulundukları ilin barosunun adli yardım bürosuna başvurarak kendilerine ücretsiz avukat görevlendirilmesini isteyebilir (Avukatlık Kanunu m. 176 vd.). Ceza soruşturması ve kovuşturmalarında ise şüpheli, sanık ve belirli koşullarda mağdurlar için CMK kapsamında ücretsiz müdafi/vekil görevlendirilmesi mümkündür.

Stratejik alternatifler

Bütçe kısıtlıysa dahi hakkı yaşatmanın yolları vardır: Belirsiz alacak veya kısmi dava yoluyla düşük harçla dava açıp süreyi kesmek, dava yerine daha düşük maliyetli icra takibi başlatmak (o da zamanaşımını keser) veya arabuluculuk başvurusuyla sürenin işlemesini durdurmak somut olaya göre değerlendirilebilecek seçeneklerdir. Hangi aracın doğru olduğu, alacağın türüne ve delil durumuna göre değişir; bu noktada kısa bir avukat görüşmesi, yılların hak kaybını önleyebilir.

Özetle: Parasızlık dava açmamanın gerekçesi olabilir; ama hak kaybının mazereti olamaz. Çünkü sistem, parası olmayana da kapıyı açık tutacak mekanizmalar içeriyor. Yeter ki süre dolmadan harekete geçilsin.

Sık Sorulan Sorular

Zamanaşımına uğrayan borç silinir mi?

Hayır, borç silinmez; “eksik borç” hâline gelir. Borçlu isterse ödeyebilir ve ödediğini geri isteyemez. Ancak borçlu mahkemede zamanaşımı savunmasını ileri sürerse, alacaklı borcu dava ve icra yoluyla tahsil edemez.

Zamanaşımını hâkim kendiliğinden dikkate alır mı?

Hayır. Zamanaşımı bir def’idir; davalı süresinde ileri sürmezse hâkim kendiliğinden gözetemez. Hak düşürücü süreler ise hâkim tarafından re’sen dikkate alınır.

Noterden ihtarname çekmek zamanaşımını keser mi?

Hayır, kesmez. İhtarname borçluyu temerrüde düşürmek ve delil oluşturmak için yararlıdır; ancak zamanaşımını kesen işlemler dava açılması, icra takibi başlatılması veya borçlunun borcu ikrar etmesidir.

Kredi kartı borcu kaç yılda zamanaşımına uğrar?

Kredi kartı ve banka kredisi borçları, borcun muaccel olmasından (hesabın kat edilmesinden) itibaren kural olarak 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre içinde yapılan her icra takip işlemi veya borçlunun kısmi ödemesi süreyi keser ve yeniden başlatır.

Kıdem tazminatında zamanaşımı kaç yıldır?

25 Ekim 2017 tarihinden sonra sona eren iş sözleşmelerinde kıdem ve ihbar tazminatı 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu tarihten önce sona eren sözleşmelerde 10 yıllık eski süre, geçiş hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

Trafik kazasından sonra tazminat davası en geç ne zamana kadar açılabilir?

Kural, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren 10 yıldır. Kaza suç oluşturuyorsa uzamış ceza zamanaşımı uygulanır: yaralanmalı kazalarda genellikle 8 yıl, ölümlü kazalarda 15 yıla kadar çıkabilir.

Zamanaşımı dolduktan sonra borcumu ödedim, geri alabilir miyim?

Hayır. Zamanaşımına uğramış borcun ödenmesi geçerli bir ifadır; ödeme sebepsiz zenginleşme sayılmaz ve geri istenemez (TBK m. 78).

Dava açacak param yok, hakkımı kaybetmemek için ne yapabilirim?

Harç ve giderler için mahkemeden adli yardım (HMK m. 334), avukat için baronuzun adli yardım bürosundan ücretsiz avukat görevlendirmesi talep edebilirsiniz. Ayrıca düşük maliyetli icra takibi veya arabuluculuk başvurusu gibi yollarla sürenin dolması engellenebilir. Önemli olan, süre dolmadan bu mekanizmalardan birini harekete geçirmektir.

Sonuç: Hak, Sahip Çıkanındır

Zamanaşımı, hukuk düzeninin “hakkının üzerine yatanı değil, hakkını arayanı” koruyan tercihinin ifadesidir. Süreler; alacağın türüne, tarafına ve doğduğu ilişkiye göre 2 haftadan 15 yıla kadar değişir ve bir kısmı kaçırıldığında telafisi imkânsız hak düşürücü sürelerdir. Elinizdeki hakkın hangi süreye tabi olduğunu, sürenin ne zaman başladığını ve nasıl kesilebileceğini bilmek; davayı kazanmak kadar önemlidir — çünkü süresi geçmiş bir hak için kazanılacak dava yoktur.

Hakkınızın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı veya kalan sürenin nasıl değerlendirileceği konusunda tereddüdünüz varsa, vakit kaybetmeden bir avukata danışmanızı öneririz. Yücebağ Hukuk olarak sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.


Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Makaledeki bilgiler yayım tarihindeki mevzuata göre derlenmiş olup, mevzuat ve içtihat değişiklikleri sonucu güncelliğini yitirebilir. Somut olayınıza ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukata danışınız. Bu makaledeki bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez.

×

Sitemizden ayrıldığınızı görüyoruz.
Eğer sizi aydınlatacak yeterli bilgiye erişim sağlayamadıysanız, danışmanlık hizmeti için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyiniz.

WhatsApp İle İletişime Geçin