Bize ulaşın
Yücebağ Hukuk Bürosu — Ağustos 2026
Hukuki Bilgilendirme
Somut olaya göre uzman bir görüş almadan hareket etmemenizi tavsiye ederiz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır; genel nitelikli bilgiler sizin olayınıza doğrudan uygulanamaz.
Uzman Görüşü AlınKirasını ödemeyen veya taahhüt ettiği tarihte taşınmazı boşaltmayan kiracı karşısında ev sahibinin aklına ilk gelen yol genellikle “tahliye davası açmak” olur. Oysa Türk hukuku, belirli koşullarda mahkeme aşamasını kısaltan, hatta bazı hâllerde tamamen atlayan bir yol daha tanır: icra yoluyla tahliye. Doğru kurgulandığında dava yolundan belirgin biçimde hızlı sonuç veren bu yol, aynı zamanda hukukumuzun usul tuzağı en yoğun alanlarından biridir; tek bir sürenin kaçırılması veya tek bir belgenin eksikliği, aylarca süren emeği sıfırlayabilir.
Bu yazımızda icra yoluyla tahliyenin her aşaması — takibin başlatılmasından fiili tahliye gününün organizasyonuna, harçlardan yediemin deposuna kadar — ilgili kanun maddeleriyle birlikte, vatandaşın anlayacağı bir dille ve A’dan Z’ye ele alınmaktadır. Sona, uygulamada en sık yapılan hataları ve çözümlerini içeren bir bölüm ile ev haczi-işyeri haczi farklarını da ekledik.
İcra Yoluyla Tahliye Nedir? Dava Yolundan Farkı
Kiracının tahliyesi için hukukumuzda iki ana güzergâh vardır. Birincisi, sulh hukuk mahkemesinde açılan tahliye davasıdır; ihtiyaç, yeniden inşa, on yıllık uzama süresi, iki haklı ihtar gibi sebepler bu yoldan ilerler. İkincisi ise İcra ve İflâs Kanunu’nun 269 ve devamı maddelerinde düzenlenen ilamsız tahliye takibidir ve yalnızca iki sebep için kullanılabilir: kira bedelinin ödenmemesi ve kira süresinin sona ermesi (uygulamada ağırlıkla yazılı tahliye taahhüdü).
İcra yolunun ev sahibine sağladığı iki büyük avantaj vardır. Birincisi hızdır: süreç mahkeme duruşma takvimine değil, icra dairesindeki sürelere göre işler ve kiracının itiraz etmediği dosyalarda mahkeme önüne hiç çıkılmadan tahliye aşamasına gelinebilir. İkincisi ve az bilineni ise usul ekonomisidir: 1 Eylül 2023’ten bu yana kira ilişkisinden kaynaklanan davalar için zorunlu olan dava şartı arabuluculuk, ilamsız icra takipleri bakımından aranmaz; icra yoluyla tahliyede arabuluculuk aşaması yoktur, süreç doğrudan başlar. Bu fark, doğru dosyada haftalar hatta aylar kazandırır.
Buna karşılık icra yolunun sınırları da nettir: sebepleri ikiyle sınırlıdır, belge disiplini yüksektir ve kiracının itirazı hâlinde uyuşmazlık icra mahkemesine taşınır. Hangi dosyanın icra yoluna, hangisinin dava yoluna uygun olduğunun baştan doğru teşhisi, sürecin en kritik kararıdır.
Birinci Yol: Kira Borcunu Ödemeyen Kiracının Tahliyesi (İİK m. 269, TBK m. 315)
Hukuki dayanak
Türk Borçlar Kanunu m. 315, kiracının kira bedelini veya yan gideri ödememesi hâlinde kiraya verene sözleşmeyi feshetme hakkı verir ve konut ile çatılı işyeri kiralarında kiracıya verilecek ödeme süresinin en az otuz gün olduğunu hükme bağlar. İİK m. 269 ise bu maddi hukuk kuralını icra takibine bağlar: kiraya veren, alacak takibiyle birlikte tahliye talebini de içeren bir takip başlattığında, kiracıya gönderilen ödeme emri, TBK m. 315’teki ihtarın yerine geçer. Uygulamada bu takip, kullanılan matbu belge nedeniyle “Örnek 13” takibi olarak anılır.
Adım adım süreç
1. Takip talebi. Yetkili icra dairesine (kural olarak taşınmazın bulunduğu veya kiracının yerleşim yerindeki icra dairesi; kira sözleşmesindeki yetki kaydı da gözetilir) takip talebi verilir. Talepte ödenmeyen kira ayları ve tutarları tek tek gösterilir, kira sözleşmesi eklenir ve — bütün sürecin kilidi olan ibare — “tahliye talepli” olduğu açıkça yazılır. Bu ibare unutulur ve yalnızca alacak takibi yapılırsa, takip sonradan tahliye takibine dönüştürülemez; en sık yapılan ve en pahalıya mal olan hata budur.
2. Ödeme emrinin tebliği. İcra dairesi kiracıya Örnek 13 ödeme emri gönderir. Ödeme emrinde kiracıya iki ayrı süre tanınır: borca ve takibe itiraz için yedi gün, borcu ödemek için otuz gün (TBK m. 315 gereği; konut ve çatılı işyeri dışındaki kiralarda bu süreler farklıdır). Tebligatın usulüne uygun yapılması hayatidir; tebligat sakatsa bütün süreç sakattır.
3. Olasılıkların ayrışması. Otuz günün sonunda tablo üçe ayrılır:
- Kiracı öder: Temerrüt ortadan kalkar, tahliye bu takip üzerinden istenemez; alacak tahsil edilmiş olur. (Sık ödeme gecikmeleri yaşanıyorsa iki haklı ihtar sebebine dayalı dava yolu ayrıca değerlendirilir.)
- Kiracı itiraz etmez ve ödemez: Kiraya veren, ihtar süresinin bitimini izleyen altı ay içinde icra mahkemesinden kiracının tahliyesine karar verilmesini isteyebilir (İİK m. 269/a). Bu aşama duruşmalı ancak basit ve hızlı bir yargılamadır; mahkeme temerrüdün gerçekleştiğini tespit ederse tahliyeye hükmeder.
- Kiracı itiraz eder: Takip durur. Kiraya veren, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve tahliyeyi ister (İİK m. 269/b-c). Kiracı kira ilişkisini veya sözleşmedeki imzasını açıkça ve ayrıca inkâr etmemişse, uyuşmazlık ağırlıkla ödeme belgeleri üzerinden çözülür; kiracı ödediğini ancak noterlikçe düzenlenmiş veya imzası ikrar edilmiş belgelerle ispat edebilir. İtiraz haksızsa mahkeme itirazı kaldırır ve tahliyeye karar verir.
4. Kararın icrası. İcra mahkemesinin tahliye kararı üzerine — kiracının kararın icrasını durdurmak için başvurabileceği kanun yolu ve teminat mekanizmaları saklı kalmak üzere — fiili tahliye aşamasına geçilir; İİK m. 269/d atfıyla tahliyenin infazında aşağıda anlatacağımız kurallar uygulanır.
Bu yolda dikkat edilecek incelikler
Takip tutarına işlemiş kira alacakları ile birlikte, sözleşmede kararlaştırılmışsa işleyecek faiz ve yan giderler dâhil edilir; 2026’da kanuni faizin TCMB reeskont oranının yüzde seksenine endekslenmesiyle faiz talebinin doğru kurgulanması eskisinden çok daha değerli hâle gelmiştir. Kısmi ödemeler, ödemenin hangi aya mahsup edildiği ve kira artışlarının hesap dönemleri, itiraz aşamasının tipik tartışma başlıklarıdır; takip talebindeki hesap tablosu, bu tartışmayı baştan kazanacak titizlikte hazırlanmalıdır.
İkinci Yol: Tahliye Taahhüdüne Dayalı Takip (İİK m. 272, TBK m. 352/1)
Hukuki dayanak
TBK m. 352/1 uyarınca kiracı, kiralananın tesliminden sonra kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmişse ve buna rağmen boşaltmamışsa, kiraya veren taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde icra takibi başlatabilir veya dava açabilir. İİK m. 272 de kira süresi biten veya taahhüt edilen tarihte boşaltılmayan taşınmaz için icra dairesinden tahliye istenebileceğini düzenler; bu takipte kiracıya “Örnek 14” tahliye emri gönderilir.
Adım adım süreç
1. Takip talebi ve tahliye emri. Yazılı tahliye taahhüdü (ve kira sözleşmesi) eklenerek takip açılır. Tahliye emrinde kiracıya iki süre tanınır: yedi gün içinde itiraz, itiraz etmezse on beş gün içinde taşınmazı boşaltma.
2. Kiracı itiraz etmezse. On beş günlük sürenin sonunda taşınmaz boşaltılmamışsa, kiraya verenin talebiyle taşınmaz zorla tahliye edilir — dikkat edilirse bu senaryoda hiçbir mahkeme kararı yoktur; icra yoluyla tahliyenin en hızlı hâli budur.
3. Kiracı itiraz ederse. Takip durur. İtirazın içeriği burada belirleyicidir (İİK m. 275): kiracı taahhütteki imzayı ve tarihi açıkça inkâr ediyorsa ve taahhüt noterlikçe düzenlenmiş veya onaylanmış değilse, kiraya veren icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını isteyemez; sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açması gerekir. Taahhüt noter onaylıysa ya da imza inkâr edilmemişse, kiraya veren itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ister ve mahkeme tahliyeye karar verebilir. Bu fark, taahhüdün noterden alınmasının neden altın standart olduğunu tek başına açıklar.
Taahhüdün geçerlilik şartları: davaların kazanılıp kaybedildiği yer
Tahliye taahhüdüne dayalı takiplerin kaderi, çoğu zaman taahhüdün kendisinde yazılıdır. Yerleşik Yargıtay uygulamasında aranan şartlar şunlardır: taahhüt yazılı olmalı, bizzat kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından verilmiş olmalı, belirli bir boşaltma tarihi içermeli ve — en kritik olanı — kiralananın tesliminden sonra verilmiş olmalıdır. Kira sözleşmesiyle aynı gün veya teslimden önce alınan taahhütler, kiracının özgür iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılır. Uygulamada boş tarihli alınıp sonradan doldurulan taahhütler ise ayrı bir ihtilaf alanıdır ve her somut olayda ayrıca değerlendirilir. Taahhüt alınırken gösterilecek özen — tarihlerin eksiksiz yazılması, sözleşme tarihinden makul süre sonra ve mümkünse noter kanalıyla alınması — ileride açılacak takibin sigortasıdır.
Üçüncü Yol: Mahkeme Kararının İcrası (İlamlı Tahliye)
Tahliye, sulh hukuk mahkemesinde açılan davayla elde edilmişse süreç ilamlı icraya girer: İİK m. 24 uyarınca taşınmazın tahliyesine ilişkin ilam icra dairesine konur, borçluya icra emri gönderilir ve verilen sürede boşaltılmayan taşınmazdan borçlu zorla çıkarılarak taşınmaz alacaklıya teslim edilir. Yerleşik uygulamada kiralananın tahliyesine ilişkin ilamların icrası için kararın kesinleşmesi kural olarak aranmaz; kiracı, kanun yoluna başvurmakla birlikte icranın durdurulmasını ancak teminat karşılığında ve tehir-i icra (İİK m. 36) mekanizmasıyla sağlayabilir. Tahliyeden sonra üçüncü bir kişinin taşınmaza haklı bir sebep olmaksızın tekrar girmesi hâlinde ise ayrıca mahkeme kararına gerek olmaksızın zorla çıkarılması mümkündür (İİK m. 26).
Tahliye emrine muhatap taşınmazda kiracıdan başka biri oturuyorsa İİK m. 276 devreye girer: taşınmazda bulunan kişi, işgalde haklı olduğuna dair resmî bir belge gösteremezse derhâl tahliye olunur; kişinin kiracılık iddiası belgeye dayanıyorsa uyuşmazlık icra mahkemesince değerlendirilir.
Fiili Tahliye Günü:
Kâğıt üzerindeki tahliye hakkı, bir sabah taşınmazın kapısının önünde gerçeğe dönüşür — ve bu gün, kendiliğinden olmaz; kelimenin tam anlamıyla organize edilir. İcra dairesinden tahliyenin fiilen yerine getirilmesi talep edildiğinde alacaklı tarafın hazırlaması gerekenler şunlardır:
Gün ve ekip. İcra müdürlüğünden tahliye için gün alınır. Tahliye mahallinde icra müdürü veya görevlendirdiği personel hazır bulunur; kapının açılmaması ihtimaline karşı çilingir, direnç ihtimaline karşı icra müdürünün talebiyle kolluk kuvveti organize edilir. İcra memurunun görevi sırasında kendisine karşı gelinmesi ayrı bir suçtur; uygulamada kolluk eşliği, gerginlik ihtimali olan dosyalarda standarttır.
Nakliye ve hamal. Taşınmazdaki eşyaların çıkarılması için nakliye aracı ve taşıma ekibi alacaklı tarafından hazır edilir. Eşya hacmine göre araç ve ekip planlaması, günün aksamadan tamamlanmasının ön şartıdır; eksik nakliye kapasitesi yüzünden yarım kalan tahliyeler, uygulamanın bilinen sıkıntılarındandır.
Tutanak ve tespit. Mahalde bulunan bütün eşyalar icra personelince tutanağa geçirilir. Bu tutanak, ileride “eşyam kayboldu, zarar gördü” iddialarına karşı herkesi koruyan belgedir; eşyaların fotoğraflanması da uygulamada yaygın ve yerinde bir önlemdir. Kıymetli evrak, para ve ziynet gibi özel eşyalar ayrıca kayda alınır.
Yediemin deposu. Sürecin en çok merak edilen unsuru budur. Kiracı tahliye sırasında hazır değilse veya eşyalarını almıyorsa, eşyalar sahipsiz bırakılamaz; icra dairesince yediemin sıfatıyla lisanslı bir eşya deposuna nakledilir ve orada muhafaza edilir. Yediemin, hukuken kendisine emanet edilen malı saklamakla görevli kişidir; icra hukukunda bu görev, Adalet Bakanlığı denetimindeki lisanslı yediemin depoları eliyle yürütülür. Nakliye ve depo ücretleri başlangıçta alacaklı tarafından avans olarak karşılanır, takip masrafı olarak borçluya yüklenir. Eşyalar borçlu adına muhafaza edilir; borçlu masrafları ödeyerek eşyasını teslim alabilir. Makul süre içinde teslim alınmayan eşyalar hakkında ise kanuni prosedür işletilerek satış yoluna gidilir ve bedelden masraflar karşılanır. Ev sahibinin kiracının eşyalarını kendi imkânlarıyla depoya kaldırması, sokağa bırakması veya el koyması hukuka aykırıdır ve ceza sorumluluğu doğurabilir; eşyanın kaderi yalnızca icra organizasyonu içinde belirlenir.
Sürecin Maliyeti: Harçlar, Yolluk ve Diğer Masraflar
İcra yoluyla tahliyenin masraf kalemleri, Harçlar Kanunu ve icra uygulamasından gelir; tutarlar her yıl güncellenen tarifelere göre değişmekle birlikte kalemlerin kendisi sabittir:
Başvurma harcı ve peşin harç. Takip açılırken maktu başvurma harcı ile takip konusu alacak üzerinden hesaplanan peşin harç yatırılır.
Tahsil harcı. Kira alacağı tahsil edildikçe, tahsilatın hangi aşamada gerçekleştiğine göre artan oranlı tahsil harcı doğar; ödeme emri üzerine yapılan ödemelerde oran en düşük, haciz ve satış aşamalarında daha yüksektir. Harcın kural olarak borçluya yükletilmesi esastır.
Tahliye harcı. Tahliyenin gerçekleşmesi hâlinde, bir yıllık kira bedeli esas alınarak hesaplanan tahliye harcı ödenir; ilamlı ve ilamsız takiplerde oranlar tarifede ayrı ayrı gösterilmiştir.
Yolluk ve mahal masrafları. İcra personelinin tahliye mahalline gitmesi için yol tazminatı (yolluk) ile araç gideri, tebligat giderleri, çilingir ücreti, nakliye ve yediemin depo ücretleri dosyaya avans olarak yatırılır. Bu masrafların tamamı takip gideri olarak borçludan tahsili istenebilir; ancak dürüst bir planlama için ev sahibinin bu kalemleri önce kendisinin finanse edeceğini bilmesi gerekir. Tahliye gününün masraf planı — kaç araçlık nakliye, kaç saatlik ekip, hangi depo — önceden yapılmalı, dosyaya yeterli avans yatırılmalıdır; avans eksikliği, alınmış tahliye gününün boşa gitmesinin başlıca sebebidir.
Vekâlet ücreti. Süreç avukatla yürütülüyorsa, takip ve icra mahkemesi aşamaları için tarife gereği vekâlet ücreti doğar; itirazın kaldırılması davasını kazanan taraf lehine ayrıca hükmedilir.
Ev Haczi ile İşyeri Haczi Arasındaki Farklar
Tahliye takibi çoğu zaman kira alacağının tahsili için haciz aşamasıyla birlikte yürür ve haczin konutta mı işyerinde mi yapıldığı, uygulanacak kuralları önemli ölçüde değiştirir:
Konutta (ev) haczi. 2012’de İİK m. 82’de yapılan değişiklik, ev haczinin kapsamını köklü biçimde daraltmıştır: aynı amaçla kullanılan birden fazlası olmadıkça, borçlu ve aile bireylerinin lüzumlu ev eşyası haczedilemez (İİK m. 82/3). Buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, mobilya gibi olağan yaşam eşyaları — para, kıymetli evrak, altın ve mücevher gibi değerler hariç — kural olarak haciz dışıdır. Yine borçlunun haline münasip evi de haczedilemez (İİK m. 82/12, “meskeniyet iddiası”); bu itirazın süresi içinde ileri sürülmesi gerekir. Pratik sonuç şudur: ev haczi bugün ağırlıkla bir tespit ve baskı aracı olmaktan çıkmış, sınırlı bir alana çekilmiştir; kira alacağının asıl tahsil yolları maaş haczi, banka hesabı haczi ve araç-taşınmaz hacizleridir.
İşyeri haczi. İşyerinde tablo farklıdır: ticari emtia, demirbaş, makine ve teçhizat kural olarak haczedilebilir; sınır, ekonomik faaliyetin devamı için zorunlu unsurlara ve sermaye şirketi-esnaf ayrımına göre çizilir. İşyeri haczinde üçüncü kişilerin “bu mal benim” iddiaları (istihkak, İİK m. 96 vd.) çok daha sık gündeme gelir; kasadaki para, konsinye mallar ve kiralık demirbaşlar tipik ihtilaf konularıdır. Her iki hâlde de ortak usul kuralı geçerlidir: gece vakti ve tatil günlerinde haciz kural olarak yapılamaz (İİK m. 51); işyeri haczi mesai saatlerine, ev haczi ise gündüz vaktine göre planlanır.
Kiralanan işyeriyse bir katman daha eklenir: TBK’nın konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin koruyucu hükümleri (otuz günlük ödeme süresi dâhil) çatılı işyerlerinde de uygulanır; ancak işyeri tahliyelerinde devir, alt kira ve işletme faaliyetinin niteliğine ilişkin ek tartışmalar süreci karmaşıklaştırabilir.
Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar ve Çözümleri
Yılların icra pratiğinde aynı hataların tekrarlandığını görüyoruz; her biri önlenebilir niteliktedir:
Takipte “tahliye” isteminin unutulması. Yalnızca kira alacağı için takip açılır, tahliye talebi yazılmaz; otuz gün dolduğunda tahliye istenemeyeceği anlaşılır ve süreç baştan başlar. Çözüm: takip talebinde tahliye isteminin açıkça yer aldığının ve doğru örnek (Örnek 13) üzerinden takip açıldığının kontrolü.
Sürelerin kaçırılması. İİK m. 269/a ve 269/b’deki altı aylık süreler ile TBK m. 352/1’deki bir aylık taahhüt takip süresi hak düşürücüdür; geçirilmesi, o sebebe dayalı tahliye imkânını ortadan kaldırır. Çözüm: takvimin dosya açılır açılmaz, tebliğ tarihleri üzerinden kurulması.
Geçersiz tahliye taahhüdüne güvenmek. Sözleşmeyle aynı gün imzalatılan, tarihi boş bırakılan veya kiracı dışında birine imzalatılan taahhütler, itiraz hâlinde takibi taşıyamaz. Çözüm: taahhüdün teslimden sonra, tarihleri eksiksiz ve tercihen noter kanalıyla alınması; mevcut taahhüdün takip açılmadan önce bir hukukçuya kontrol ettirilmesi.
Tebligat özensizliği. Kiracının adresinin yanlış bildirilmesi, muhatap yerine usulsüz kişiye tebligat, elektronik tebligat zorunluluklarının gözden kaçırılması — hepsi süreci en baştan sakatlar. Çözüm: adres kayıt sistemi sorgusu ve tebligat şerhlerinin tek tek denetimi.
Hesap tablosu hataları. Kısmi ödemelerin mahsubu, artış dönemleri ve yan giderler yanlış hesaplanınca, kiracının kısmi itirazı bile süreci kilitleyebilir. Çözüm: ay ay, ödeme ödeme işlenmiş bir hesap tablosunun takip talebine eklenmesi.
Kendiliğinden tahliye (“kendi kilidini takma”) girişimi. Ev sahibinin kilit değiştirmesi, eşyaları çıkarması veya elektrik-suyu kestirmesi, hem tahliye sürecine hukuken katkı sağlamaz hem de konut dokunulmazlığının ihlalinden kişilerin huzurunu bozmaya kadar uzanan ceza sorumluluğu doğurabilir. Çözüm: tahliyenin yalnızca icra organizasyonu içinde gerçekleştirilmesi.
Masraf avansının eksik yatırılması. Alınan tahliye günü, nakliye veya depo avansı eksik diye boşa gider; yeni gün haftalar sonrasına kalır. Çözüm: tahliye gününün bir lojistik operasyon olarak, masraf kalemleriyle birlikte önceden planlanması.
Yanlış yol seçimi. İki haklı ihtar, ihtiyaç veya on yıllık uzama gibi sebeplere dayanan dosyanın icra yoluna; buna karşılık temiz bir temerrüt veya noter taahhüdü dosyasının dava yoluna sokulması — her iki yönde de zaman kaybıdır. Çözüm: dosyanın en başında sebep-yol eşleştirmesinin doğru yapılması.
Bu listenin uzunluğu tesadüf değildir: icra yoluyla tahliye, adımların her birinin kanunla ve süreyle bağlandığı bir alandır ve sürecin sağlıklı yürümesi, teknik takibin kesintisiz yapılmasına bağlıdır.
Sonuç
İcra yoluyla tahliye, koşulları oluştuğunda kiraya verenin elindeki en hızlı hukuki araçtır: kira borcunu ödemeyen kiracıya karşı Örnek 13 takibi (İİK m. 269, TBK m. 315), geçerli yazılı taahhüde karşı Örnek 14 takibi (İİK m. 272, TBK m. 352) ve mahkeme kararlarının İİK m. 24 üzerinden infazı, aynı hedefe çıkan üç ayrı güzergâhtır. Sürecin görünmeyen yüzü ise organizasyondur: doğru takip türü, kusursuz tebligat, hak düşürücü sürelerin takibi, harç ve avans planlaması, tahliye gününün çilingirinden yediemin deposuna kadar kurgulanması. Bu rehber size haritayı verir; ancak her dosyanın kendi virajları vardır ve süreç boyunca verilecek kararların her biri, sonucu doğrudan etkiler. Yücebağ Hukuk Bürosu, icra yoluyla tahliye takiplerinin başlatılması ve yürütülmesi, tahliye taahhüdü denetimi, itirazın kaldırılması davaları ve tahliye günü organizasyonu dâhil sürecin tamamında değerlendirme ve danışmanlık hizmeti sunmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Kira ödemeyen kiracı icra yoluyla nasıl tahliye edilir? Tahliye talepli icra takibi (Örnek 13) açılır; kiracıya gönderilen ödeme emrinde yedi günlük itiraz ve otuz günlük ödeme süresi tanınır (İİK m. 269, TBK m. 315). Kiracı ödemez ve itiraz etmezse altı ay içinde icra mahkemesinden tahliye kararı istenir; itiraz ederse itirazın kaldırılması ve tahliye talep edilir.
İcra yoluyla tahliye ne kadar sürer? Dosyadan dosyaya değişir. Kiracının itiraz etmediği taahhüt takiplerinde süreç birkaç ay içinde fiili tahliyeye ulaşabilir; itirazlı dosyalarda icra mahkemesi aşaması eklenir. Her durumda dava yoluna kıyasla belirgin biçimde hızlıdır ve icra takipleri için dava şartı arabuluculuk aranmaz.
Tahliye taahhütnamesi hangi şartlarda geçerlidir? Yazılı olmalı, kiracı tarafından verilmiş olmalı, belirli bir boşaltma tarihi içermeli ve kiralananın tesliminden sonra düzenlenmiş olmalıdır (TBK m. 352/1). Sözleşmeyle aynı gün alınan taahhütler geçersiz sayılır. Noter onaylı taahhüt, kiracının imza inkârıyla takibi durdurmasını önlediği için en güvenli yoldur; takip, taahhüt tarihinden itibaren bir ay içinde açılmalıdır.
Tahliye edilen kiracının eşyaları ne olur? E�yalar tutanakla tespit edilir; kiracı hazır değilse veya almazsa lisanslı yediemin deposuna nakledilir ve borçlu adına muhafaza edilir. Kiracı masrafları ödeyerek eşyasını teslim alabilir; makul sürede alınmayan eşyalar hakkında satış prosedürü işletilir. Ev sahibinin eşyaları kendiliğinden çıkarması veya el koyması hukuka aykırıdır.
İcra yoluyla tahliyenin masrafları nelerdir, kim öder? Başvurma ve peşin harç, tahsil harcı, tahliyede bir yıllık kira üzerinden hesaplanan tahliye harcı, tebligat giderleri, icra personeli yolluğu, çilingir, nakliye ve yediemin ücretleri sürecin kalemleridir. Masraflar başlangıçta alacaklı tarafından avans olarak yatırılır ve takip gideri olarak borçludan tahsili istenir.
Ev haczi ile işyeri haczi arasındaki fark nedir? Konutta, aile için lüzumlu ev eşyası kural olarak haczedilemez (İİK m. 82/3) ve borçlunun haline münasip evi meskeniyet iddiasına konu olabilir (m. 82/12); tahsilat ağırlıkla maaş, hesap ve malvarlığı hacizleriyle yürür. İşyerinde ise ticari emtia ve demirbaşlar kural olarak haczedilebilir; üçüncü kişilerin istihkak iddiaları (İİK m. 96 vd.) daha sık gündeme gelir. Her ikisinde de gece ve tatil günlerinde haciz kural olarak yapılmaz (İİK m. 51).
Ev sahibi kilidi değiştirip kiracıyı kendisi çıkarabilir mi? Hayır. Tahliye yalnızca icra organizasyonu içinde, icra personeli eliyle gerçekleştirilebilir. Ev sahibinin kilit değiştirmesi, eşya çıkarması veya hizmetleri kestirmesi ceza sorumluluğu doğurabilir ve tahliye sürecine hiçbir hukuki katkı sağlamaz.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; harç ve ücret tutarları yıllık tarifelerle değişmektedir. Somut dosyanıza ilişkin hukuki görüş için büromuzla iletişime geçebilirsiniz. Son güncelleme: Ağustos 2026.
Kira hukukuna ilişkin bütün rehberlerimize ve süreç bilgisine Kira Hukuku ve Kiracı Tahliyesi sayfamızdan ulaşabilirsiniz.