Bize ulaşın
31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de (sayı 33326) yayımlanan 7589 sayılı Kanun, kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak anılıyor. Kanun 27 maddeden oluşuyor ve tek bir konuya odaklanmak yerine usul hukukundan ceza muhakemesine, icradan idari yargıya kadar uzanan geniş bir alanda değişiklik yapıyor. Bu yazıda paketin vatandaşı ve dava dosyalarını doğrudan ilgilendiren başlıklarını, değişiklikten önceki durumla karşılaştırarak ve birkaç Avrupa ülkesindeki çözümleri yan yana koyarak ele alıyoruz.
Hukuki Bilgilendirme
Somut olaya göre hukuki değerlendirme almadan hareket etmemenizi tavsiye ederiz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır; genel nitelikli bilgiler sizin olayınıza doğrudan uygulanamaz.
Hukuki Değerlendirme Talep EdinÖnce yürürlük meselesini netleştirelim, çünkü pratikte en çok yanlış anlaşılan nokta bu. Kanunun çoğu hükmü yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Kanun’un 11, 12 ve 22’nci maddeleri ise yayımdan üç ay sonra, yani Ekim 2026 sonunda yürürlüğe giriyor; bunlar e-satış portalına ve duruşmalara uzaktan katılımda imza usulüne ilişkin hükümler. Ayrıca geçici madde, bazı değişikliklerin yalnızca belirli tarihten sonra açılan davalara veya ilan edilen ihalelere uygulanacağını söylüyor. Elinizde derdest bir dosya varsa “yeni kural bana uygulanır mı” sorusunun cevabı çoğu zaman bu geçici maddede saklı.
Medeni usulde değişenler: belirsiz alacak davası kaldırıldı
Paketin sivil dava açan herkes için en önemli kalemi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 107’nci maddesinin yürürlükten kaldırılması. Bu madde 2011’den beri “belirsiz alacak ve tespit davası”nı düzenliyordu: alacaklı, alacağının miktarını dava açarken tam olarak belirleyemiyorsa asgari bir miktarı göstererek dava açıyor, yargılama sırasında ortaya çıkan bilgiye göre talebini artırabiliyordu. Kanun bu davayı artık düzenlemiyor; geçici madde ise madde kaldırılmadan önce açılmış davalarda eski hükmün uygulanmaya devam edeceğini belirtiyor.
Yerine gelen çözüm, HMK 109’a eklenen dördüncü fıkra. Alacağın yalnızca bir kısmı için dava açıldıysa, tahkikat bitene kadar bir defaya mahsus olmak üzere talebi artırmak mümkün. Eskiden kısmi davada alacağı genişletmenin ağırlıklı yolu ıslahtı; yeni hüküm bunu daha öngörülebilir bir çerçeveye alıyor. Artırılan kısım için zamanaşımına ilişkin ayrı bir kural da getiriliyor, ayrıntı için kanun metnine bakmak gerekir.
Bizim okumamız şu: yeni sistemde alacağın miktarını dava dilekçesinde olabildiğince belirlemek önem kazanıyor. Bilgi ve belgenin karşı tarafta olduğu uyuşmazlıklarda (örneğin işçilik alacakları veya ticari hesap uyuşmazlıkları) dava öncesi hazırlık, eskisine göre daha fazla emek istiyor. Talebin tek seferlik artırım hakkıyla sınırlı olması da, ilk dilekçedeki rakamın stratejik önemini yükseltiyor.
Aynı pakette üç küçük ama etkili usul değişikliği daha var:
- Duruşma aralığı (HMK 147): İki duruşma arasındaki süre üç ayı geçemeyecek. Bilirkişi incelemesi veya talimat gibi zorunlu hallerde hâkim gerekçesini yazarak daha uzun süre verebilecek.
- Uzaktan katılım (HMK 149): Ses ve görüntü aktarımıyla duruşmaya katılanlar için ıslak imza zorunluluğu kalkıyor; ikrar, yemin, feragat, kabul ve sulh gibi işlemler bu istisnanın dışında tutuluyor. Yurt dışında yaşayan taraflar bakımından anlamlı bir kolaylık.
- Birleştirme ve temyiz (HMK 166, 168, 362): Davaların birleştirilmesi kararlarına karşı yalnızca istinaf yolu açık kalıyor; bölge adliye mahkemesinin esasa ilişkin kararına karşı temyiz sınırı da düzenleniyor, yalnızca yargılama giderine veya vekâlet ücretine ilişkin kararlar temyiz dışında bırakılıyor.
Ortaklığın giderilmesi ve cebri satış: mirasçılara öncelik
İcra ve İflas Kanunu’nun 114’üncü maddesine yapılan ekleme, miras kalan hisseli taşınmazı doğrudan ilgilendiriyor. Taşınmazın tüm paydaşları mirasçı ise ve üzerinde üçüncü kişi hakkı yoksa, ortaklığın giderilmesi için yapılan satışta ilk ihaleye yalnızca mirasçı paydaşlar katılabilecek. Bu bir defaya mahsus bir imkân; ilk ihale sonuçsuz kalırsa ikinci ihale herkese açık yapılıyor. Eşikler de değişiyor: elektronik ihalede tekliflerin muhammen bedelin en az yüzde 50’si olması gerekirken, yalnızca mirasçıların katıldığı ilk ihalede bu oran yüzde 100’e çıkıyor.
İhaleyi kazanıp bedeli zamanında yatırmayan kişi için ise caydırıcı bir önlem var: teminat irat kaydedilmeye devam ediyor, buna ek olarak teklif bedelinin yüzde 5’i oranında idari para cezası uygulanıyor. Satışı isteyen alacaklı ihaleye katıldığında teminat yatırmak zorunda kalmıyor; Hazine teminattan muaf.
Eski düzende ilk ihaleden itibaren dışarıdan bir alıcı rayiç değerin altında bir bedelle taşınmazı alabiliyor, mirasçılar da aile evini veya arsayı yabancı bir alıcıya kaptırabiliyordu. Yeni kural bu riski azaltmayı hedefliyor. Bunun bedeli süre: yüzde 100 eşiği ilk ihalede alıcı bulunmasını zorlaştırabilir ve süreci bir ihale daha uzatabilir. Kanun’un geçici maddesi, değişikliğin kanunun yürürlüğünden önce ilan edilmiş ihalelere uygulanmayacağını belirtiyor. Konunun yurt dışında yaşayan mirasçılar açısından ayrıntılarını ortaklığın giderilmesi davası rehberimizde anlattık.
Medeni Kanun’un 440 ve 444’üncü maddelerindeki değişiklikler (Ekim 2026’da yürürlüğe girecek) vesayet altındaki kişilerin mal varlığının satışını da benzer şekilde UYAP’a bağlı e-satış portalına taşıyor ve vesayet makamının onayını ihale tarihinden itibaren 10 günle sınırlıyor.
Yasal faiz artık bir formüle bağlı
3095 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi, sözleşmede oran belirlenmemişse uygulanacak yasal faizi artık Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans işlemlerinde uyguladığı reeskont faiz oranının yüzde 80’ine bağlıyor. Oran yılın son günündeki orana göre belirleniyor; 30 Haziran’daki oran bununla beş puan veya daha fazla ayrışıyorsa yılın ikinci yarısı için 30 Haziran oranı esas alınıyor. Eski düzende yasal faiz uzun yıllar yüzde 9 idi, Haziran 2024’te yüzde 24’e çıkarıldı. Kanun’un yayımlandığı 31 Temmuz 2026’dan itibaren uygulanan oran yüzde 31. Güncel oranın dönemlere göre nasıl uygulandığını ve bir örnek hesabı yasal faiz rehberimizde gösteriyoruz.
Aynı pakette Borçlar Kanunu 55’e eklenen hükümle, çalışma gücü kaybı veya destekten yoksun kalma tazminatlarında faizin başlangıcı da somutlaştırılıyor: kazanç biliniyorsa haksız fiil tarihinden, bilinmiyorsa karar tarihinden itibaren faiz işleyecek; ödenen avanslar tazminattan oransal olarak mahsup edilecek. Bu hüküm Kanun yürürlüğe girdikten sonra meydana gelen haksız fiiller için geçerli.
Ceza muhakemesi: HAGB, gıyapta yargılama ve kayıtlar
Ceza hukuku tarafında dört değişiklik öne çıkıyor.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK 231): İki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası hâlinde, sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması ve mağdurun zararının giderilmesi şartlarıyla HAGB uygulanabiliyor. Zarar tek seferde karşılanamıyorsa denetim süresi boyunca aylık taksitlerle ödenebiliyor. Denetim süresi beş yıl; ödeme koşulu yerine getirilirse davanın düşmesine karar veriliyor. İşkence ve eziyet suçları kapsam dışı.
- Hesap kiralama (TCK 158/4): Banka hesabını, ödeme aracını veya bunları kullanma bilgisini bir başkasına vermekten ibaret katkı sağlayan, dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirak eden kişinin cezası yarı oranında indiriliyor. Geçici madde, hükmen mahkûm olanlar için de, mağdurun zararını mahkeme uyarısından itibaren altı ay içinde tamamen gideren kişiye etkin pişmanlık imkânı tanıyor.
- Gıyapta yargılama (CMK 247): Savunması hiç alınmamış sanık hakkında mahkûmiyet veya düşme kararı verilemiyor. Güvenlik tedbiri uygulanan gıyaben yargılanan sanık veya müdafi, savunma hakkını kullanmak üzere yeniden yargılama isteyebiliyor.
- Soruşturma kayıtları (CMK 80) ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı (CMK 308): Soruşturma sonuçları kimlik bilgisinden arındırılmış özel bir sistemde tutulacak, ilgili karar kesinleştikten sonra veya kesinleşmiş hükümden 20 yıl sonra kayıtlar denetim altında yok edilecek. Başsavcılığın ceza dairesi kararlarına itiraz süresi dosyanın tesliminden itibaren üç ay oluyor; sanığın lehine itirazlarda süre sınırı yok.
İdari yargıda sınırlamalar
İdari yargılama tarafında tek hâkimle bakılacak uyuşmazlıkların kapsamı genişletiliyor (öğrenci disiplin işlemleri, memurların geçici görevlendirme ve izin işlemleri, uyarma cezaları, 65 yaş aylığı uyuşmazlıkları gibi). Bölge idare mahkemesinin kaldırma ve geri gönderme yetkisi sayılı hâllerle sınırlandırılıyor, Danıştay’a temyiz yolu da bazı uyuşmazlıklarda kapatılıyor. Bu kısım vatandaştan çok idare hukuku uygulayıcılarını ilgilendiriyor; ama sonuç olarak istinaf aşamasının daha belirleyici hâle geldiğini söylemek mümkün.
Eski ve yeni: tek bakışta
| Konu | Önceki durum | Yeni durum |
|---|---|---|
| Belirsiz alacak davası | HMK 107 ile düzenlenmişti | Madde kaldırıldı; kısmi davada bir defaya mahsus artırım (HMK 109/4) |
| Ortaklığın giderilmesi ihalesi | İlk ihalede herkes teklif verebiliyordu | Tüm paydaşlar mirasçıysa ilk ihale yalnızca mirasçılara açık; eşik yüzde 100 |
| Yasal faiz | Sabit oran (yüzde 9, sonra yüzde 24) | Reeskont avans oranının yüzde 80’i; Temmuz 2026’dan beri yüzde 31 |
| Duruşma aralığı | Kanunda üst sınır yoktu | Kural olarak üç ay |
| Gıyapta yargılama | Savunması alınmamış sanık yönünden daha az güvence | Savunma alınmadan mahkûmiyet/düşme kararı verilemiyor |
Başka ülkelerde benzer sorunlar nasıl çözülüyor?
Faiz. Almanya’da temerrüt faizi sabit değil: Medeni Kanun (BGB) § 288’e göre tüketici alacaklarında “Basiszinssatz”ın beş puan üzerinde; bu baz oran ise BGB § 247 uyarınca 1 Ocak ve 1 Temmuz’da, Avrupa Merkez Bankası’nın ana finansman oranına göre yeniden belirleniyor. Yani yarıyıllık bir güncelleme zaten Alman sisteminin parçası. Fransa’da yasal faiz oranı (taux d’intérêt légal) da yarıyıllık olarak ilan ediliyor ve bireyler ile diğer alacaklılar için ayrı oranlar uygulanıyor; ayrıca kesinleşen bir mahkeme kararından iki ay sonra faiz beş puan artıyor. Türkiye’nin yeni modeli bu iki sisteme benzer şekilde faizi bir referans orana bağlıyor, fakat Türkiye’de referans oranın seviyesi çok daha yüksek.
Miktarı belli olmayan alacak. Alman usul hukuku (ZPO) alacağın miktarını baştan belirsiz bırakan tek bir dava türü tanımıyor; § 253/2 kesin bir talep şart koşuyor. Bunun yerine kademeli dava (Stufenklage, § 254) var: önce bilgi verme veya hesap verme talep ediliyor, ardından miktar belirleniyor. Talebin sonradan genişletilmesi ise § 264’e göre dava değişikliği sayılmıyor. Türkiye bu kez de Almanya’ya yakınlaşıyor: belirsiz alacak davasından vazgeçilip kısmi dava artırımı öne çıkıyor.
Ortaklığın giderilmesi. Almanya’da paydaşlardan biri, yerinde bölünemeyen taşınmazlar için ortaklığın satış yoluyla giderilmesini (Teilungsversteigerung, ZVG § 180 ve devamı) isteyebiliyor; ihaleye paydaşlar dâhil herkes katılabiliyor. Türkiye’nin yeni düzenlemesi ilk aşamada yalnızca mirasçıları öne çıkardığı için Alman modelinden ayrılıyor ve aile mülkünü ailede tutma amacını açıkça taşıyor.
Hükmün ertelenmesi. Alman Ceza Kanunu § 59 (“Verwarnung mit Strafvorbehalt”) hafif suçlarda para cezası saklı tutularak uyarı verilmesine imkân tanıyor; Fransız Ceza Kanunu’ndaki cezanın ertelenmesi (ajournement du prononcé de la peine) kurumu da benzer biçimde kişinin zararı gidermesine ve denetim altında kalmasına dayanıyor. Türk HAGB’sinin yeni hâli, zararın giderilmesini ve taksitle ödenmesini açıkça sisteme bağlıyor.
Uzaktan duruşma. Almanya’da ZPO § 128a hâkime tarafların, tanıkların ve bilirkişilerin görüntü ve ses bağlantısıyla duruşmaya katılmasına izin verme yetkisi veriyor. Türkiye’de uzaktan katılım zaten SEGBİS ve e-duruşma ile yapılabiliyordu; yeni hükümle yalnızca imza tarafı sadeleşiyor.
Bizim değerlendirmemiz
Paketin iki yüzü var. Bir yanda mahkemelerin iş yükünü azaltmaya, süreçleri sınırlamaya dönük hükümler (duruşma arası sınırı, temyiz kapsamının daraltılması, tek hâkim yetkisi) var. Öte yanda vatandaşın hakkını güçlendiren düzenlemeler (mirasçılara öncelik, savunması alınmayan sanığa güvence, zarar tazminatında faiz başlangıcı) bulunuyor.
Dava açacaklar için pratik sonuç şu: alacağın dayanağını ve miktarını dava öncesinde olabildiğince netleştirmek, tek seferlik artırım hakkını ilk dilekçede boşa harcamamak ve yeni faiz oranının hangi dönemde hangi oranla uygulanacağını hesaba katmak gerekiyor. Miras yoluyla gelen hisseli taşınmazlarda ise ihale stratejisi değişti: mirasçıların ilk ihalede yüzde 100 teklifi karşılayıp karşılayamayacağı, anlaşma yoluyla çözümün ne kadar daha cazip hâle geldiği dosya bazında düşünülmeli.
Belirli bir dosyanız varsa, değişikliklerin sizin açınızdan geçerli olup olmadığı, yani dava tarihi ve ihale ilanı gibi unsurlar yeni kuralların uygulanıp uygulanmayacağını belirliyor. Bu konuda büromuzla iletişime geçerek dosyanızın durumunu birlikte değerlendirebiliriz.
Kaynaklar
- 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmî Gazete, 31.07.2026, sayı 33326
- 6100 sayılı HMK m. 107, 109, 147, 149, 166, 168, 362; 2004 sayılı İİK m. 114; 4721 sayılı TMK m. 440, 444; 3095 sayılı Kanun m. 1; 6098 sayılı TBK m. 55; 5237 sayılı TCK m. 158; 5271 sayılı CMK m. 80, 231, 247, 308
- Karşılaştırmalı hukuk: BGB § 247, § 288; ZPO § 128a, § 253, § 254, § 264; ZVG § 180 vd.; StGB § 59; Code monétaire et financier L313-2
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki danışmanlık yerine geçmez; somut olaylar için bir avukattan destek alınmalıdır.